İSKENDERUN KÖRFEZİ’NDEKİ DENİZANASI YOĞUNLUĞUNA İSTE’DEN BİLİMSEL İNCELEME
İskenderun Teknik Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesi, İskenderun Körfezi’nin Arsuz sahil şeridinde son günlerde gözlemlenen aşırı denizanası yığılmaları üzerine saha incelemesi gerçekleştirdi.
İskenderun Teknik Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesi, İskenderun Körfezi’nin Arsuz sahil şeridinde son günlerde gözlemlenen aşırı denizanası yığılmaları üzerine saha incelemesi gerçekleştirdi. İskenderun sahili boyunca saha çalışmalarını yürütenDeniz Bilimleri Bölümü Başkanı ve denizel omurgasız uzmanı Prof. Dr. Önder DUYSAK ile İSTE İklim Değişikliği ve Sürdürülebilirlik Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Nebil YÜCEL,konuya ilişkin şu açıklamalarda bulundu:
“Yapılan ön değerlendirme çalışmaları, bu durumun biyolojik ve ekolojik olarak değerlendirildiğinde doğal bir sürecin parçası olduğunu göstermiştir. Denizel omurgasızlar içerisinde Cnidaria şubesine ait olan denizanalarının besinlerini sudaki planktonik canlılar, çeşitli omurgasızlar ve balık larvaları oluşturmaktadır. Özellikle bahar aylarında İskenderun Körfezi’ni besleyen Seyhan, Ceyhan ve Asi Nehirlerinden gelen besleyici elementlerin denizel ortama ulaşması neticesinde ortamdaki azot/fosfor oranı arttığından, besin zincirinin en alt basamaklarındaki bitkisel ve hayvansal planktonik organizmalarda “bloom” (aşırı çoğalma) olayı gerçekleşmektedir. Akabinde besin zincirindeki diğer canlılarda da ve buna bağlı olarak bu canlılarla beslenen denizanaları gibi türlerde sayısal artış gözlenmektedir. Yağışlar, zirai faaliyetler ve benzeri süreçler neticesinde denizel ortama deşarj olan suların taşıdığı azot ve fosfor yükleri sonucu bu tür yoğunluk artışları yaşanmaktadır.
Denizanalarında “nematosit” adı verilen çok sayıda özel savunma hücresi bulunmaktadır. Bu hücreler canlının alt kısmında ve özellikle tentaküllerinde yer almakta olup, denizanası ölü olsa dahi etkisini bir süre devam ettirebilmektedir. Bu nedenle halkımızın denizanalarına temas etmemeleri ve bu canlıların yoğun olduğu sahillerde denize girerken dikkatli olmaları sağlık açısından önem arz etmektedir. Mevcut tabloda halkımız için endişe verici bir durum söz konusu değildir.
Bu tür karmaşık ekosistem olaylarını yalnızca iklim değişikliğine ya da tek bir parametreye bağlayarak açıklamak, bilimsel açıdan yüzeysel bir yaklaşım olacaktır. Söz konusu süreç, pek çok çevresel değişkenin eş zamanlı olarak bir araya gelmesiyle şekillenen çok boyutlu bir mekanizmadır. İskenderun Teknik Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesi Deniz Bilimleri Bölümü ile İklim Değişikliği ve Sürdürülebilirlik Uygulama ve Araştırma Merkezi olarak saha araştırmalarımıza ve numune analizlerimize titizlikle devam etmekteyiz. Konuya ilişkin bilimsel veriler netleştikçe kamuoyu bilgilendirilmeye devam edilecektir.”
İskenderun Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet DURUEL ise konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, üniversite olarak bölgesel çevre sorunlarına bilimsel temelli yaklaşımla çözüm üretmeyi temel sorumluluklarından biri olarak gördüklerini ifade etti. DURUEL, İskenderun Körfezi’nde gözlemlenen bu tür ekolojik süreçlerin doğru analiz edilmesinin hem çevresel sürdürülebilirlik hem de toplum sağlığı açısından büyük önem taşıdığını belirterek, “Üniversitemizin ilgili fakülte ve araştırma merkezleri, sahip oldukları akademik birikim ve teknik altyapı ile sahada aktif rol almaya devam etmektedir. Bilimsel veriler ışığında hareket ederek kamuoyunu doğru bilgilendirmek ve bölgemizin doğal dengesinin korunmasına katkı sunmak önceliklerimiz arasındadır” ifadelerini kullandı.