İSTE’de 'Okuma Seansları' Başladı!
Gerek yeni fiziki mekânıyla ve gerekse başlatmış olduğu kitap bağış kampanyasıyla günden güne gelişen ve büyüyen İskenderun Teknik Üniversitesi İSTE Merkez Kütüphanesi’nde yeni uygulamaya konulan okuma seanslarının ilki Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksekokulu öğrencileri ile yapıldı.

Teknoversite vizyonu içerisinde yer alan ve kitap okumayı; anlamanın ilk adımı olarak, bir alışkanlık hatta zorunluluk haline getirmeyi hedefleyen projenin zamanla Üniversite’nin tüm birimlerini, öğretim elamanlarını ve öğrencilerini kapsaması hedefleniyor.

İSTE Merkez Kütüphanesi’nde gerçekleştirilen ilk okuma seansının açılışında bulunan Rektör Prof.Dr. Türkay Dereli; “Hayat öyle hızlı akıyor ki, okumaya fırsat bile bulamıyor çoğumuz. Okumayınca anlayamıyoruz, öğrenemiyoruz. Bunlar olmayınca da üretemiyoruz. Biz bunu kırmak istiyoruz. O yüzden böyle bir proje oluşturduk arkadaşlarımızla. Her öğlen tatilinde bir arkadaşımız öğrencilerle kütüphane de sesli olarak kitap okuyacak. Bir nöbet sistemi oluşturduk. Okuma ve anlama grupları oluşturduk. İsteyen katılabilecek. Okuma tamamlandığında okunan kitabın vermek istediği mesaj tartışılacak. Her kitabın belirli bir okunma süresi olacak. ‘Okumak’ kelimesinin ok’tan, okçuluktan türetildiğine inanıyoruz. Ok’un amacı, ok’u atanın amacı, hedefe tam isabetle ulaşmaktır! İşte, o yüzden, hayatta başarıyı hedefleyenlerin de önce okuması gerekir. İSTE olarak, kitap kokan, kitapların sürekli okunduğu bir yaşayan kütüphane hedefimiz var. İleride 24 saat açık tutulan, geceleri çorba dağıtılan, güzel bir koleksiyon sunan ve teknolojiyi de kullanan nezih bir kütüphane oluşturmak istiyoruz” şeklinde konuştu.

İSTE Merkez Kütüphanesi’ndeki ilk okuma seansında; Rektör Prof.Dr. Türkay Dereli, Daniel Quinn’in insanlık tarihini eleştirdiği dünyaca ünlü ve ödüllü bir sosyoloji ve felsefe şaheseri olan İSMAİL adlı eserini, öğretim elemanları ve Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksekokulu öğrencilerinden oluşan bir gruba, yaklaşık 40 dakika okudu. Eserin bir sayfasında geçen: “Hapishanenin parmaklıklarını ve duvarlarını bulamazsanız, onları aşıp kurtulmanız mümkün değildir...” cümlesi masanın etrafındaki dinleyicileri uzun uzun düşündürdü.